21 Haziran 2013 Cuma

KIBRIS

İlk Kıbrıs seyahatimi tamamladım benim gibi hiç gitmemiş olanlar için izlenimlerimi aktarayım. 

Avea kullanan arkadaşlar Kıbrıs’a indiğiniz an telefonunuz acil aramalara geçiyor kimse sizi arayamıyor mesaj atamıyor, telefon modelinize göre şebeke seçimini elle diyerek kktcell seçtikten sonra kullanılabilir duruma geliyor ama çok pahalı dikkat etmekte fayda var. 

Pasaport gerekmiyor, üstünde TC kimlik numaranız yazılı küçük bir form doldurmanız isteniyor ama o formu kaybetmeyin Kıbrıs’ta her yerde size o belgeyi sorma ihtimalleri var dönüşte Türkiye’ye aynı belge ile giriyorsunuz. 

Kıbrıs üzerinde uçarken fark edeceksiniz inanılmaz kurak bir ada her yer uçsuz bucaksız kurumuş ovalarla dolu, yeşillik yok denecek kadar az :( 

Girne Merit Park otelinde konakladım çok memnun kaldım. Otel gerçekten büyük ve ferah, personelin tamamı sürekli güler yüzlü ve ilgili.İnanılmaz sıcak altında uzun kollu kıyafetlerle ter içinde size servis yaparken bile yüzlerinde memnuniyetsiz bir ifade yok kesinlikle memnun kaldım. 

Sabah kahvaltılarında sucuk, salam, sosis, gözleme, börek, çeşit çeşit poğaça, taze sıkılmış portakal suyu vs aklınıza ne gelirse var. 

Öğle ve akşam yemeklerinde bir kaç farklı şekilde pişirilmiş dana eti, kuzu eti,tavuk ve balık bulmak mümkün ve tatları kesinlikle lezzetli. 

Diyet yapan arkadaşlar için sürekli haşlama et ve tavuk mevcut. 

Olimpik havuz var gerçekte öyle midir bilmiyorum tüm havuzda derinlik 1.40 cm ben biraz uzun boylu olduğum için daha derin olsa memnun olurdum :) 

Plaj ay sonuna kadar kapalıymış o konuda bilgi veremiyorum. 

Gelelim en merak ettiğim konu olan kumarhanelere. 

İçeriye girdiğiniz an güzel bir atmosfer sizi içine çekiyor.Hemen girişe canlı poker, rulet, blakjack benzeri masalar kurulmuş yabancı uyruklu olduğunu düşündüğüm gerçekten çok güzel kızlar kurpiyerlik yapıyor. Canlı oyun oynanan masaların yüksek bahisli olduğunu duyduğum için hiç oturmadım sadece uzaktan seyretmekle yetindim. 

Canlı masaları geçtikten sonra hemen hemen bütün oyun makineleri minimum 10 tl olmak üzere Türk parası kabul ediyor, oyundan sıkıldığınız an cash düğmesine basarak makineden kredi kartı sliplerine benzeyen bir fiş çıkartıp başka bir makineye takarak devam edebiliyorsunuz. 

Garsonlar sürekli etrafınızda dönüyor kaç liralık oynadığınıza bakmaksızın istediğiniz marka sigara ve içkiyi servis ediyor.(Marlboro,parliament, jack daniels ve chivas regal istedim direk getirdiler). Genel olarak eşim oynadı ben seyrettim genelde her istediğimizde ikimize de sorun çıkarmadan servis yaptılar. 

Acıkırsanız tost, sandviç veya çorba şansınız var. 

Olurda kazanırsanız veya sıkılıp çıkmak isterseniz makineden aldığınız fiş ile kasaya giderek paranızı alabiliyorsunuz. 

Ertesi gün denemek için adanın en ünlü kumarhanelerinden Golden Trip otelinde yer alan Pasha Casino ya gittim kesinlikle memnun kalmadım Merit Park Casino çok daha kaliteli

Sonuç olarak amaç tatil yapmak ise Kıbrıs tan kesinlikle uzak durun, gece hayatı ve kumar için gidecekseniz sizin tercihiniz. 

Saygılar. 


donanımhaberden Bahdeniz den alıntıdır.

Teşekkürler.

20 Haziran 2013 Perşembe

BUENOS AIRES

Buenos Aires - Arjantin

Arjantin için wikitravel ve guidepal rehberlerini okumanızı tavsiye ettikten sonra birkaç ufak tavsiyede bulunayım:

-Et için Bife de Lomo (her danadan çok az çıkan bir et, yağsız), Bife de Chorizo (yağlı sevenler için en iyi et), etinizi çok pişmiş istiyorsanız (bunu istediğinizde karşınızdakiler eti öldürdüğünüzü düşünerek üzülecekler :) "Well done" anlamına gelen "bien hecho" diyebilirsiniz. Bununla ilgili iki restoran tavsiye edeyim: Birincisi turistik bir mekan olan Don Julio, ikincisi ise küçük fakat fiyat/performans olarak daha iyi olan Al Paso (Juncal 2684).

Cinematic'in söylediği gibi San Telmo, Recoleta, La Boca gidilmezse olmaz semtler.

Latin Amerika'da yapılan ilk metro hattı 
olan ahşap vagonlu metro bulunan Subte A'ya binmek gayet keyifli bir aktivite.

Arjantinin ünlü Alfajor'larını (Halley benzeri bir ürün) ve Dulce de Leche'sini (Sütlü karamel-süper) deneyip yanınızda getirmenizi tavsiye ederim. Havanna bu ürünleri bulunduğu ve oturup birşeyler içebileceğiniz ünlü bir zincir.

İtalyan atalarından miras pizza ve hamur işi ürünleri tavsiye ederim. Benim en çok yediğim ürün Empanadas idi. Bunu birçok yerde yiyebilirsiniz, yolunuz düşerse Pizzeria Güerrin'e veya La Vieja Roliseria'ya uğrayabilirsiniz.

Arjantin yerel yemeklerini yiyebileceğiniz "Cumana" isimli restoranın menüsünün bir sayfasını da resim olarak koyuyorum, belki önceden arjantin yemeklerine biraz çalışmak istersiniz :)

La Boca'da Boca Juniors'ın stadına ve müzesine gidebilirsiniz. Aynı bölgede bulunan renkli evlerin bulunduğu Caminito bölgesi kesinlikle görülmesi gerekenler arasında.

Tango kursu için ise turistlerin yoğun olarak geldiği La Cathedral'i tavsiye ederim. Eşinizle gidiyorsanız başlangıç kursunun eş değişmeli olduğunu hatırlatayım :)

Havaalanına gidiş dönüş için bizdeki havaş gibi bir firma var, pek ucuz değil ama zamanlama açısından iyi olabilir. -Manual Tienda Leon

Bunu dışında ben gidememiş olsam da Tigre Delta'yı öneriyorlar. Zamanınız çok ve ilginiz fazla ise güneye doğru gidip Patagonya'yı görmek de çok güzel olabilir. Anlatırken hayallere daldım galiba... Neyse, size iyi yolculuklar :) 

donanimhaberden krombacher den alıntıdır.


27 Mayıs 2013 Pazartesi

MAKEDONYA

Donanimhaberden guvennet arkadaşımızın paylaşımıdır.

İstanbul’dan sabah 7:35 da havalanan uçağımız bir buçuk saatlik uçuştan sonra 8:05 te (1 saat fark olduğu için) Üsküp Büyük İskender Havaalanına indi. Rutin işlemlerden sonra havaalanından çıkarken ETS tur rehberini gördüm. Kendisinden ufak tefek bilgiler aldım. Sonrasında kapıdan çıkınca sol tarafta kalan döviz bürosundan para bozdurma işlemlerini gerçekleştirdik. 



Hemen kısaca bilgi vereyim. Para birimi denar. 100 Denar = 1.62 Euro = 3.8 TL civarı. Biz 300 Euro almıştık yanımıza ve yaklaşık 18500 Denar etti. Çok ilginç geliyor insana. 3-5 tane kağıt para veriyorsunuz bir tomar para ediyor. 

Sonrasında tatilimiz sadece 2 gün olduğu için araba kiralamaya karar verdik. Havaalanında araba kiralamak için oldukça şirket var. Yaklaşık 10 civarı vardı yanyana. Sanırım biz 2 günlük deyince çok fazla ilgilenmediler. Bu işlemi internetten yapmak daha iyi. Sonrasında sixth car firmasından Peugeot 207 kiraladık. Fiyatı 80 euro + günlük 5 euro navigasyon ücreti. Toplamda 90 euroya geldi 2 günlük. Ayrıca 200 dolar da güvence bedeli aldı kredi kartından. Aklınızda olsun yollardaki bazı işaretlerden pek bir şey anlaşılmıyor ve işaretler çok kısıtlı yani yeteri kadar aydınlatıcı değil, navigasyon şart bence. 

Arabamızı aldıktan sonra düştük Üsküp yoluna. Havaalanı şehre 20 km civarı. Vardar Express çalışıyor bizdeki Havaş gibi. Araba kiralama gibi bir düşünceniz yoksa bu otobüsleri kullanabilirsiniz. Yalnız kısıtlı sanırım öyle her yarım saatte falan yok. Zaten Üsküp’ e günde inen uçak sayısı sanırım 10 civarı.
Daha önceden booking.com dan araştırmış olduğum Pansion Bianko’ ya ulaşıyoruz. Zaten gözlemlediğimiz kadarıyla Üsküp’ te aman aman lüks bir otel yok. Genelde bi apartmanın bir köşesini otel yapmışlar, dışarı bi tabela asmışlar havası var otellerde. Biz kahvaltı dahil 2 kişi 2 gece 150 tl civarı verdik. Yalnız kahvaltılı bir oteli tavsiye etmem. Bize ilk girerken sordular otele mi gelsin kahvaltınız yoksa gidip kafede mi yemek istersiniz diye. (Merkezde bir kafe ile anlaşmışlar) Biz zamanımız kısıtlı olduğundan otele istedik kahvaltıyı. Fakat şu plastik tabildotlarla getiriyorlar ve zaten herşey soğumuş oluyor. Çok iyi de görünmüyordu açıkçası. Zaten gıda ucuz olduğu için hiç gerek yok otelde kahvaltı almaya. Açıkçası pansiyonu beğendim diğer otellere de şöyle bakınca. Temizdi pansiyon ve sessiz sakin bir yerdeydi. 2 katlı bir pansiyondu. 20-25 civarı odası vardı. 

Üsküp Meydanına yürüyerek 15 dakika civarı sürüyor. Bahçesine ücretsiz otoparkı da var. 
Sonrasında eşyalarımızı odaya bırakıp çıkıyoruz Üsküp Meydanı’ na doğru. Şehir biraz andırıyor bizim buraları. Binalar genelde eski. Ama merkezde çok fazla tadilat vardı ne yazık ki. Restorasyon çalışmaları nedeniyle bazı yerler kapalıydı. Gezemedik. Meydanında birçok mimari eser var. Ve Vardar Nehri şehri ortadan ikiye ayırıyor. Vardar köprüsünden karşıya geçtiğimizde bize daha çok benzeyen ve Türklerin bulunduğu bölgeyi gözlemliyoruz. Bizim kapalı çarşılar gibi. Labirent tarzı dar sokaklar. Ufak tefek alışveriş dükkanları, sarraflar, kebabçılar, köfteciler.. birkaç kişiyle muhabbet ediyoruz. Her yerden aldığımız gibi bir magnet alıyoruz. Magnet fiyatları biraz pahalı. 80-100 denar arası değişiyor. (yaklaşık 3-4 tl civarı) 

Sonra karnımız acıkıyor ve oturuyoruz Destan Kebapçısına. Eşim biraz yemek konusunda hassastır o istemiyor köfte ama ben kaçırır mıyım? bi porsiyon isterseniz 10 tane falan köfte geliyor bizdeki İnegöl köfte tarzı köfteler. Yanında soğan, pişmiş biber ben bi Makedon birasının tadına bakayım diyorum eşim de kola istiyor. Yaklaşık ödediğimiz fiyat 12-13 tl. 

Sonrasında tekrar dönerken Makedon tarafına kaleyi görüyoruz. Baya ihtişamlı ve güzel bir kalesi var. Çok vaktimiz olmadığından çok fazla oyalanmadık burda. Ama vaktiniz varsa kesinlikle girip gezmelisiniz ve şehri gözlemlemelisiniz. 

Ardından hemen meydanda büyük sayılabilecek bir alışveriş merkezi var. Girip dolandık biraz fakat giysi fiyatları falan bizden daha uygun değil kesinlikle. Hatta kimi yerde daha pahalı. Mesela Koton mağazasına girdik ve etiketin altında Türk etiketi vardı 77 TL yazıyordu. Ama Denar olarak yazılan üstteki etiket daha da fazla bi paraya denk geliyordu. Asıl dikkatimi çeken çok fazla telefon ve elektronik dükkanı olmamasıydı. İnsanların belki de alım gücünden kaynaklanıyor bu durum. Sonrasında biraz daha dolanıp pansiyona döndük dinlenmek için. 

Baya yorulmuşuz önceki gece de loungda çatpat uyumuştuk. Biraz uzandık ve akşam tekrar meydana gittik. Gece daha bi başka oluyor meydan civarı. Tarihi binalardaki ışıklandırmalar, gençler, kafeler, barlar cıvıl cıvıl oluyor ortalık. Çok hoş mekanlar var. Ve yiyecek içecek çok pahalı değil girip güzel bi restorantta yemek yeyip birşeyler içebilirsiniz. İnsanlar medeni. Şopska salatasını kesinlikle denemenizi öneririrm. Altında normal salatalık ve domates üstünde peynir rendesi olan bi salata. Ama peynir o kadar yoğun ki üstte alttaki domates ve salatalıklar görünmüyor. Ama ben çok beğendim peynirin tadını falan. Mesela oturduk 2 salata 1 bira ve 1 portakal suyu içtik ve ödediğimiz 500 denardı. 18-19 tl civarı. Ama mekan nerdeyse en lüks mekanlardandı. 

Bir günümüz böyle geçti. 

Ertesi gün Manastır ‘ a (Bitola) kadar gidip Atatürk’ümüzün eğitim aldığı manastırı görmeyi kafamıza koymuştuk. Koyulduk yola. Öncelikle şunu belirteyim. Çok beğendiğim bir şey; benzin ülkenin her yerinde aynı ve 78 denar yani yaklaşık 2,9 tl. 

İlk durağımız Tetovo(Kalkandelen). Makedonya’nın hemen hemen her şehrinden bir ırmak geçiyor nerdeyse. Her taraf yemyeşil. Çok fazla zamanımız olmadığından Tetovo’ da sadece Paşa Camii’ ni ziyaret ettik. Gerçekten görülmeye değer mimarisi. 15. Yy da yapılmış bu cami ama sonradan yangına maruz kalmış ve 1833 yılında iç ve dış mimarisi yenilenmiş. Bu camiyi diğer camilerden farklı kılan özelliği ise sadece iç duvarların değil dış duvarların da bir karış boşluk bırakılmadan solmayan renklerle nakış nakış işlenmiş olmasıymış. Gerçekten de çok güzel görünüyordu. Eğer giderseniz mutlaka görün derim.
Sonra Tetovo’ dan Gostivar’ a doğru yola çıkıyoruz. Gostivar’ da vakit kaybetmiyoruz fazla ve doğa harikası olan Mavrovo’ ya hareket ediyoruz. Yalnız dikkat. Mavrovo anayoldan biraz içeride kalıyor. Gostivar’ ı 15-20 km civarı geçtikten sonra sağ tarafa keskin bir yol ayrılıyor. Biraz süratli olursanız kaçırabilirsiniz. Buraya kadar yol çift yoldu ve hiçbir sıkıntı yoktu, trafik de gayet sakin. Ağaçların arasından inişli çıkışlı virajlı bir yol. 10-15 km civarı sonra Mavrovo tüm güzelliğiyle çıkıyor karşımıza. Göl ve orman içiçe burda. Hemen girişte sağlı sollu lokantalar var burda. Ama asıl turizm mevsimi 6. ayda başlıyormuş. Teknelerle göl gezintisi falan filan. Bu lokantalardan ilk sağdakine girdik karnımızı doyurmak için. Müslümanmış çalıştıran ve garson Türkçe biliyor. Burda karnınızı doyurabilirsiniz. 

Sonrasında istikamet Struga. Struga’ya gitmek için 2 yol var. Ya geri dönüp anayola çıkmak ya da bu Mavrovo yolunu devam edip harika bir manzaranın içerisinden ulaşmak. Biz 2. Sini yaptık  her ne kadar 70 km civarı deseler de yol 100 km kadar sürüyor Struga’ ya. Ve kesinlikle altınızda arabanız varsa bu yolu tercih etmelisiniz. Muhteşem bi manzara ve Struga’ ya kadar yanınızda nehir, etrafınızda orman sizinle birlikte ilerliyor. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, yeşili ve doğayı seviyorsanız kesinlikle bu yolu tercih etmelisiniz. Yolun bazı yerleri bozuk, biraz rahatsız edebilir ama dediğim gibi manzarası herşeyi unutturuyor insana. 

Struga’ dan direk Ohrid’ e geçiyoruz. Üsküp – Ohrid aşağı yukarı 170 – 180 km sürüyor. 
Ohrid diğer yerlere göre biraz da gölünden dolayı olsa gerek biraz daha gelişmişlik havası var. Göl kenarına doğru arabayı park edeceğiniz yerler mevcut. Yanlış hatırlamıyorsam saati 50 denar falandı yani 2 tl civarı. Sonra göl boyu biraz yürüdük. Göl manzarası gerçekten güzel. Göl kenarında bir yerde oturup birşeyler içtik. Yetmese de zamanımız kısıtlı olduğu için 1 saat kadar vakit geçiriyoruz. Muhtemelen akşam daha bi güzel oluyordur göl kenarı. Eğer vakit varsa kesinlikle kalınmalı Ohrid’ de.
 
Ohrid’ den sonra sırada Bitolo(Manastır) var. Yola koyuluyoruz. Yine güzel bir manzara yol boyu. 70 km yolculuktan sonra Bitolo’ ya ulaşıyoruz. Ohrid ve Üsküp’ e göre küçük biryer Bitolo. Fakat çok sevimli, sessiz sakin biryer. Belki de Makedonya’ nın en beğendiğim şehri diyebilirim. Burada eşimin öğrencisi vardı Türkiye’ ye geldiklerinde ilgilenmişti zamanında. Onunla buluştuk. Hava kararmadan dönme düşüncemiz olduğundan bizi gezdirmesini istedik önemli yerleri. Zaten hemen merkezine Yeni Camii var karşısında üzerinde hac işareti olan bir saat farklı medeniyet ve inançların birlikte yaşayabileceğine birkez daha şahit olduk burada. 

Trafiğe kapalı ve barların, kafelerin olduğu sokak Şirok Sokak. Sağlı sollu kafeler, barlar var. Gerçekten çok şirin biryer. Burda görmek istediğimiz özellikle 2 yer var. Birisi Atatürk’ e aşık bir Makedon kızı Eleni’ nin evi, diğeri ise Atatürk’ ümüzün eğitim aldığı manastır. İlk olarak Eleni’ nin evine gidiyoruz. Şimdilerde bar olmuş. İçeri girdiğimizde barın duvarında Eleni’ nin Atamıza yazdığı mektup Türkçe, İngilizce ve Makedonca olarak yer alıyor. İnsan duygulanıyor gerçekten çok güzel anlatmış duygularını o zamanlarda. Birkaç foto aldıktan sonra hemen manastıra doğru yürümeye başlıyoruz. 

Eleni’ nin evi Şirok sokağın ortalarında sol tarafta yer alıyor. Direk bulamayabilirsiniz, sormalısınız. Şirok sokağın sonunda ise Manastır bulunuyor. Çok uzak değil. Manastır ‘ a giriş Makedonlara ücretsiz fakat dışarıdan gelen turistlere ücretli. 100 denar giriş yani 3.8 tl civarı. 2. Kata çıkıyoruz ücreti ödeyip. Müze şekline getirmişler burayı. Atatürk’ ün büstü yer alıyor bir tarafında Makedon bir tarafında Türk bayrağıyla. ”Yurtta sulh cihanda sulh” yazıyor büstün altında her ne kadar günümüzü yansıtmasa da Bir LCD koymuşlar, ve Rutkay AZİZ’ in o dinlendirici sesiyle bir belgesel oynuyor devamlı. İnsan duygulanıyor gerçekten. Kendi ülkemizde bile bu kadar değer görmüyor Büyük Önderimiz ne yazık ki o zamanlarda giydiği ayakkabılar, resimleri, 15 yaşındaki büstü… hepsi sergileniyor burada. Gerçekten görülmesi gereken biryer diye düşünüyorum. Duygulanmamak elde değil. 

Sonra çıkıyoruz buradan. Biryerde biraz daha oturuyoruz ve sonra vedalaşıyoruz dostumuzla. Bu arada bize geldiğimiz yolu değil de ters yolu kullanmamızı öneriyor. Ohrid üzerinden 240 km Üsküp, fakat diğer taraftan 170 km imiş. Yolu da daha iyiymiş bu taraftan. Gerçekten de öyle. Gelirken gezerek geldik ama dönüş için bize daha uygun bu yol. Genel anlamda daha düz ve iyi bir yol. Ama diğer taraf kadar canlı olduğunu söyleyemem. 

Bu arada çoğu zaman otoban gişesi karşınıza çıkabiliyor yollarda. Fakat en çok verdiğim 60 denardı yani 2.28 tl. bir kere bu ücreti ödedim. Genelde 20-30 denar ödüyorsunuz. Tüm bu yol boyu toplamda 2250 denar benzine verdik bu da yaklaşık 85 tl civarı ediyor. Yukarıda da belirttiğim gibi benzin ve türevleri ülkenin heryerinde aynı. Benzin 78 denar idi, lpg 36 denardı. Bu arada toplu taşıma da oldukça uygunmuş. Mesela Bitolo’ ya tren 4 tl, otobüs 6 tl falanmış. Eğer vakit çok olsa belki bunlar da tercih edilebilir.
Üsküp’ e döndüğümüzde akşam olmuştu. İçimde kalan tek şey Matka Kanyon’ unu görememek oldu. Çok övmüşlerdi burayı. Üsküp Tetovo arasında bi yol ayrımı varmış fakat bulamadık biz bu yol ayrımını. Döndüğümüzde de geç olduğunda dolayı gidemedik Artık başka bir Makedonya seferindeki ilk durağım olacak.. 

Biraz dinlendik sonra tekrar sonkez bir Üsküp turuna çıktık Meydanı dolanıp geldik. Zaten uçağımız sabah 9 da idi. 7:30 gibi havaalanına gidip arabayı teslim ettim. Ve Makedonya yolculuğumuz burada sona erdi.

26 Mayıs 2013 Pazar

DİSNEYLAND PARİS

Merhabalar,

Her gezimde internetin, blogların nimetlerinden faydalanmaktan artık sıranın bana geldiğini hissettim ve oturdum en son gezimizden size bazı ipuçlarını iletebilmek için bende yazmaya karar verdim.

Arkadaşlar tutturdu bi Disneyland görelim çocuklar gibi eğlenelim gezelim ben de iyi bakalım siz misiniz bunu isteyen dedim.

Toplam 4 kişi gideceğimiz için transferler pahalıya geliyordu. Bende traveljigsaw.com.tr/ (daha önce Hırvatistan'da da buradan kiralamıştım) sitesinden VW GOLF (ama alırken kalmamış KIA CEED SW verdiler) kiraladım .18 Mayıs 2013 Cumartesi gecesi CDG havalimanından aracı teslim aldık, salı akşamı bıraktık toplamda 200 TL kiralamaya ödedik. Bu arada aracı normal sigortalı bu fiyata kiraladık, internetten alırken size ekstra sigorta satmaya çalışıyorlar, bu sigorta ülkesine göre değişen belirli bir tutarın altını kapsıyor. Fransa için 800 Euro altını kapsıyordu. Biz satın almadık, çok şükür kazasız belasız aracı teslim ettik.

Neyse havalimanından atladık arabaya vardık Disneyland bölgesindeki otelimize. Otel Disneyland'a 1 durak uzaklıktaydı. Residhome Prestige Val Europe da kaldık. Odalar geniş ve mutfaklı. Apart tarzı otel. Biz gece 12 de giriş yaptığımız için yiyecek  hiç birşey almadan otele girdik. Size tavsiyem oteli kahvaltısız alıp, kahvaltılıklarınızı TR'den veya erken varış yapacaksanız otelin yakınındaki büyük alışveriş merkezinden alın ve odaya yerleşin.


Neyse sabah kalktık kahvaltı yaptık otelde, kuruvasanları indirdim mideye. Hemen Disneylanda gideceğimiz için resepsiyondan bilet alalım dedik. Siz gitmeden internetten disneylandın sitesinden biletlerinizi alıp çıktılarını yanınıza alın çünkü otelde daha pahalı (74 euro). Hemen otelin bilgisayarına oturdum ve siteden 59 euro kişibaşı fiyatından 4 tane bileti aldım. İnternette daha ucuz olduğunu bilmiyor olsaydım adam başı 15 euro daha fazla ödemek zorunda kalacaktık. Biz tek günlük 2parka giriş bileti aldık. Eğer mecailimiz kalırsa ertesi gün tekrar bilet alırız dedik.

Macera yeni başlıyor, tren bileti almak ölüm resmen. Fransızlardan yardım istedik, genç çift makineyi ilk kez görüyormuş gibi baktı, işin ilginç yanı aynı makineden kendileride bilet aldı ve Disneylanda gittiler. Neyse biz ilk önce Paris merkezi içinde geçerli biletten aldık yanlışlıkla, sonra yardım ettiler ve doğru biletten aldık. Bu arada kredi kartı ile otomattan alınabiliyor biletler.




Disneylanda gitmeden önce sabah vakit kaybetmemek için akşamdan çantanıza su, meyve ve atıştırmalık şeyler koyun. Hatta hava kapalıysa şemsiyenizi de alın. Biz ıslanmaktan yeşerecektik artık.



Ve geldik Disneye, herkesin gittiği kapıya doğru ilerledik, aynı gün bileti alıp giriş yapmak istediğimiz için bizi müşteri hizmetlerine yönlendirdiler. Orada elimizdeki çıktıları alıp kart verdiler. Disneyde FastPass olayı var. Elinizdeki kartlarla FP işareti gördüğünüz oyuncağa gidip rezervasyon yaptırıyorsunuz, size verilen yeni kartta saat kaçta geleceğiniz yazıyor. O saatte Fastpass için ayrılmış sıraya geçiyorsunuz ve hızlıcaktan oyuncağa biniyorsunuz. Randevu saatiniz bittikten sonra gidip başka bir oyuncağa FP yapabiliyorsunuz. Burada bizim başımıza gelen olayın anlatıyım. Kapıdan aldığımız kartları telefonlar ile yanyana koyunca kartların manyetiği bozuldu. FP için randevu almak istediğimizde makine bi türlü okumadı dördümüzün kartını, hemen görevliye söyledik kendisi manuel 4 tane FP bileti verdi sağolsun. Sonra gittik başka bir oyuncağa ordada okumayınca yine görevliden rica ettik sağolsun hemen 4 tane FP bileti verdi. Böylece diğer oyuncağın süresini beklemeden bir başka oyuncağa rezervasyon yaptırabilmiş olduk. Park içindeki zaman sağa sola koşturmaktan geçtiği için bu şekilde FastPass biletlerinizi toplayın, sonra zaman aralarında Parkı gezin.

Aşağıdaki fotoda gezinin kahramanı 4 kafadarlar bulunuyor. Arkamızda da Disney'in muhteşem oteli. Bu otel parkın içinde bulunuyor. Size tavsiyem paraya biraz kıyın ve burada kalın. Buradaki oda fiyatına parka giriş bileti dahil. Ve bizler için Parkın giriş saati 10 iken Disneyland otellerinden birinde kalanlar için 8. Bu otelleri disneylandparis sitesinden bulabilirsiniz. Tren derdi yok :)...



Kapıdan broşürler alın veya otelinizden de alabilirsiniz. Broşürlerde hem parkın haritası hem de park içindeki aktivitelerin saatleri yazmakta.


Şimdi nacizane tavsiyelerimi aşağıda sizlere yol göstermesi için sıralayacağım.
Kartların manyetiğini bozduktan sonra giriş kapısından hızlıca meydana doğru gelin, ilk soldan birinci parkımıza girelim. Big Mountain roller costerı var, yağmur yüzünden biz buna binememiştik. Neyse burdan FastPass biletlerinizi aldıktan sonra doğruca ikinci durağa Indiana Jones roller costerına gidin. Buradan da rezervasyonunuzu yaptırın. Görevliye önceki FastPass biletlerinizi göstemeyin, önce saatinizi bekleyin o oyuna binin sonra gelin derler diye tahmin ediyorum. Bu arada bu trenler 360 dönüyor, ama o kadar hızlıki anlamıyorsunuz bile bi de kısa sürüyor. Ama inanın çok zevkli. Neyse sırada 3. durak Karayip Korsanları var. Burda da sandalımsı birşeye binip uzun süren bir gezintiye çıkıyorsunuz. Burda da FP yaptıktan sonra 4. oyuncağımız uçan PeterPan'e gidiyoruz. Buna da binemedik biz zaman kalmamıştı. Ordan en ama en çok eğlendiğim muhteşem oyuncak Space Mountain den FastPass alın. Roket tarzı bir roller costera biniyorsunuz, kapalı bir tüpte hıphızlı süzülüyorsunuz. Sakın gözlerinizi kapamayın çünkü muhteşem animasyonları kaçırısını. Uzayda hızlıca giderken yanınızdan gezegenler geçiyor. Kesinlikle tekrar binmek isteyeceksiniz.


Biz bi ara parktan çıkıp yandaki Sutudio alanına girdik. Burası 19.00 da kapanıyormuş, az bir zamanımız olduğu için hemen Asansör oyuncağı mı desem, şakası mı desem artık bilemiyorum, makinesine bindik:)
Bunu anlatmayacağım gidin de bi binin.



Şimdi tüm Fastpassları alabildiyseniz, bunları güzelce saat sıralamasına koyun ve aradaki boşlukları parkı gezmekle yukarıdaki verdiğim atraksiyonlara katılmakla geçirin. Mickey ile foto falan çekilirsiniz. Her oyun çıkışında mağaza var. Buralarda satılan herşey girişten girdikten sonra sağlı sollu göreceğiniz mağazalarda da var. Boşuna ellerinizi doldurmayın.


Atraksiyon broşüründe Disney Magic on Parade var 19.00 da başlıyor. Mağazaların oralarda yola yakın yerlerde pusunuzu kurun çünkü tüm hayal kahramanlarının geçit töreni var. Kameraları hazırlayın.

Ve akşam muhteşem havai fişek, animasyon şovu vardı. Bu şovun zamanına gitmeden siteden bakın, şov zamanında gidin. Muhteşem bir şov. Ortada şatonun önünde 22.30 da başlamıştı. Yaklaşık bir saat sürüyor. Hayatımda gördüğüm en muhteşem şovdu. Şovun sonuna doğru olan kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.





İşte bukadar...

Hava durumuna gitmeden muhakkak bakın ve inananın.
Şov zamanı gidin, mümkünse hafta içine denk getirin.
Yorulmayın zaman kısıtlı, akşam gider uyursunuz...
Herşey çok pahalı bi o kadar da çok güzel :)

İlk blogum, ilk gözağrım, umarım sizlere faydalı olmuşumdur.